Pillars kelimesi 'sütunlar' anlamına gelir. Genellikle bir yapıyı destekleyen güçlü, dikey destekleri ifade eder.
Bu şarkıda, Coldplay bu kelimeyi metaforik olarak kullanır. Şarkının kahramanı, krallığının ve gücünün aslında ne kadar kırılgan olduğunu anlatırken, kalelerinin 'tuz sütunları ve kum sütunları üzerine kurulu' olduğunu söyler. Bu ifade, gücün geçiciliğini ve dayanıksızlığını çok çarpıcı bir şekilde vurgular.
Coldplay'in bu şarkısı, devrilmiş bir kralın ağzından yazılmış bir hikaye gibi. Bir zamanlar o kadar güçlüymüş ki, 'I used to rule the world' (Eskiden dünyayı yönetirdim) diyor ve sözüyle denizleri bile yükseltebiliyormuş. Ama şimdi? 'Now in the morning I sleep alone / Sweep the streets I used to own' (Şimdi sabahları yalnız uyuyorum / Eskiden sahip olduğum sokakları süpürüyorum). Bu ne büyük bir düşüş! Her şeyin ne kadar çabuk değiştiğini 'One minute I held the key / Next the walls were closed on me' (Bir dakika anahtar bendeydi / Sonra duvarlar üzerime kapandı) diyerek anlatıyor.
Kral, gücünün ne kadar dayanıksız olduğunu sonradan fark ediyor. Şatolarının 'upon pillars of salt and pillars of sand' (tuzdan ve kumdan sütunlar üzerinde) durduğunu keşfetmiş. Şarkıdaki Kudüs çanları ve Roma süvari koroları gibi göndermeler, bu hikayeye tarihi ve destansı bir hava katıyor. Sonunda, devrimcilerin kellesini istediği bu kral, aslında 'just a puppet on a lonely string' (yalnız bir ipteki bir kukla) olduğunu anlıyor ve soruyor: 'Who would ever want to be king?' (Kim kral olmak ister ki?). Hatta o kadar ileri gidiyor ki, geçmişteki dürüst olmayan sözleri yüzünden 'I know St Peter won't call my name' (Biliyorum Aziz Petrus adımı anmayacak) diyerek cennete bile gidemeyeceğini düşünüyor.