Unconditionally kelimesi "koşulsuz" anlamına gelir. Bu, bir şeye veya birine hiçbir şart, beklenti veya sınırlama olmaksızın bağlı olmak demektir.
Katy Perry bu şarkıda, sevdiği kişiyi tüm kusurlarıyla, güvensizlikleriyle ve zor günleriyle birlikte, hiçbir karşılık beklemeden seveceğini ifade ediyor. Bu kelime, şarkının ana temasını ve derin duygusal bağını mükemmel bir şekilde özetliyor.
Katy Perry'nin bu pop parçasında her şey tek bir ana fikre dayanıyor: birini kusurlarıyla, en savunmasız anlarıyla ve hiçbir şart koşmadan sevmek. Şarkı, karşı tarafın gizlemeye çalıştığı iç dünyasını fark etmekle başlıyor. Şarkıcı "All your insecurities / All the dirty laundry" (Bütün güvensizliklerin / Bütün kirli çamaşırların) derken gündelik bir deyimden yararlanıyor: "Dirty laundry" (kirli çamaşır), İngilizcede saklanmak istenen sırları veya kusurları anlatır. Perry, bu zayıflıkları görmesine rağmen gözünü bile kırpmadığını söyleyerek korkulacak bir şey olmadığını vurguluyor: "There is no fear now / Let go and just be free" (Artık korku yok / Bırak gitsin ve sadece özgür ol).
Şarkının ilerleyen kısımlarında sevginin sadece güneşli günlerden ibaret olmadığını açıkça dinliyoruz. "I'll take your bad days with your good / Walk through this storm I would" (İyi günlerinle birlikte kötü günlerini de kabul ederim / Bu fırtınanın içinde yürürüm) sözleri, zor zamanlarda da bir arada kalma niyetini netleştiriyor. Perry, "Come just as you are to me" (Bana sadece olduğun gibi gel) diyerek hiçbir özre veya değişime gerek olmadığını hatırlatıyor; tek istediği ise karşılıklı bir kabulleniş: "Acceptance is the key to be / To be truly free" (Kabul etmek, gerçekten özgür olmanın anahtarıdır).