Dorado kelimesi 'altın rengi' veya 'altın gibi' anlamına gelir. Sadece bir renk olmanın ötesinde, parlaklık, zenginlik ve değerli bir geleceği çağrıştıran güçlü bir kelimedir.
Şarkıda ROSALÍA, "Mi futuro será dorado" (Geleceğim altın gibi olacak) diyerek, sevdiği kişiyle birlikte parlak, zengin ve mutlu bir geleceği hayal ettiğini ifade ediyor. Bu kelime, şarkının genelindeki umut ve pozitiflik temasını çok güzel yansıtıyor.
ROSALÍA’nın “Sauvignon Blanc” şarkısında lüksün parıltısı, sevginin yanında bir anda değerini kaybediyor. Anlatıcı, “Ya no quiero perlas ni caviar” [Artık inci ya da havyar istemiyorum] diyerek gösterişli şeylerden vazgeçtiğini söylüyor; hemen ardından “Tu amor será mi capital” [Senin aşkın benim sermayem olacak] diyerek asıl zenginliğinin sevdiği kişi olduğunu ilan ediyor. Rolls-Royce’u yakmak, Jimmy Choo ayakkabılarını atmak, porselenleri kırmak ve duvar piyanosunu hediye etmek gibi görüntüler biraz abartılı, hatta eğlenceli derecede dramatik. Buradaki fikir açık: Sevdiği kişi yanındaysa pahalı eşyaların hiçbirine ihtiyacı yok.
Şarkının merkezindeki kadeh ise geçmişi geride bırakmanın simgesi gibi duruyor. “Ya no tengo miedo del pasado” [Artık geçmişten korkmuyorum] derken, geçmişin Sauvignon Blanc’ın dibine battığını söylüyor. Sauvignon Blanc, beyaz bir şarap türü; şarkıda hem romantik bir içki hem de anlatıcının yeni, daha sade geleceğine kadeh kaldırdığı bir imge. “A tu lado, mi futuro será dorado” [Senin yanında geleceğim altın gibi olacak] sözü, serveti mücevherlerde değil, birlikte kurulacak hayatta buluyor. İnanç da bu karara eşlik ediyor: Tanrı’yı dinleyecek, her şeyi bırakabilecek ve sevdiği kişi yanındaysa “Estoy bien si estás tú” [Sen yanımdaysan iyiyim] diyebilecek.