Wildflower kelimesi, kendi kendine yetişen, genellikle ekilmemiş bir alanda bulunan bir çiçeği ifade eder. Bu, kırda veya doğada kendiliğinden büyüyen, bakıma ihtiyaç duymayan, özgür ve doğal bir güzelliği simgeler.
Şarkının başlığında yer alan bu kelime, Billie Eilish'in şarkıdaki "diğer kız"a atıfta bulunuyor olabilir. Belki de o kızın özgür ruhunu, doğal güzelliğini veya ilişkideki kontrol edilemez, vahşi yönünü temsil ediyor. Bu kelime, şarkının genel teması olan kıyaslama ve kıskançlık bağlamında derin bir anlam taşıyor.
Hiç kendini yeni bir ilişkide, partnerinin eski sevgilisini düşünürken buldun mu? Billie Eilish bu şarkıda tam da bu karmaşık durumu anlatıyor. Şarkının anlatıcısı, erkek arkadaşının eski sevgilisiyle, yani kendi arkadaşıyla olan ilişkisinin gölgesinde kalmış. Ayrıldıklarında arkadaşı onun omzunda ağlamış: "She was cryin' on my shoulder" [Omzumda ağlıyordu]. Bu durum, ironik bir şekilde anlatıcıyı ve adamı yakınlaştırmış. Şimdi ise bir çift olmalarına rağmen, anlatıcı sürekli kendine "Did I cross the line?" [Sınırı aştım mı?] diye soruyor.
Bu sadece basit bir kıskançlık değil. Anlatıcı, eski sevgiliyi sürekli aklının bir köşesinde görüyor, "Like a fever, like I'm burning alive" [Bir ateş gibi, cayır cayır yanıyormuşum gibi] diyor. Kendini sürekli onunla karşılaştırıyor ve hatta sevgilisinin de aynısını yaptığından şüpheleniyor. "Do you see her in the back of your mind in my eyes?" [Gözlerimde, aklının bir köşesinde onu görüyor musun?] diye merak ediyor. Bu güvensizlik, "Valentine's Day, cryin' in the hotel" [Sevgililer Günü'nde otelde ağlarken] gibi anlarda zirveye ulaşıyor ve ilişkinin en özel anlarını bile zehirliyor.