Röslein kelimesi, Almanca'da "küçük gül" anlamına gelen bir küçültme ismidir. Şarkının başlığındaki "Rosenrot" (gül kırmızısı) kelimesiyle de bağlantılıdır.
Bu kelime, şarkının masalsı ve biraz da trajik atmosferini çok güzel yansıtır. Şarkıda bir kızın sevdiği adamdan yüksek bir yerden koparmasını istediği narin ve değerli bir gülü temsil eder. Bu kelime, şarkının ana temasını ve hikayesini anlamak için anahtar niteliğindedir.
Rammstein’ın “ROSENROT” şarkısı, güzel bir gülün peşinden gidilen karanlık bir masal gibi ilerliyor. Bir kız, yükseklerde açan bir gül görür ve sevgilisinden onu getirmesini ister: “Ob er es ihr steigen kann” [Onun için yukarı çıkıp çıkamayacağını sorar]. Genç adam manzaraya hiç aldırmaz; aklında yalnızca gül vardır. “Die Aussicht ist ihm sehr egal” [Manzara onun için hiç önemli değildir] sözü, aşk uğruna tehlikeyi görmezden gelmesini oldukça açık ve biraz da acımasız biçimde anlatır.
Şarkının tekrar tekrar dönen sözü “Was sie will bekommt sie auch” [O ne isterse onu elde eder], kızın isteğinin herkes için bir emir gibi işlediğini gösterir. Ardından gelen “Tiefe Brunnen muss man graben, wenn man klares Wasser will” [Berrak su istiyorsan derin kuyular kazmalısın] sözü, bir şeyi elde etmek için büyük çaba gerektiğini anlatan bir benzetmedir. Fakat bu çabanın bedeli ağır olur: Genç adamın çizmesinin altındaki taş kopar, kız ve genç adam birlikte uçuruma düşer. “Beide fallen in den Grund” [İkisi de dibe düşer] derken gül, aşkın güzel ödülü olmaktan çıkıp ölümcül bir arzunun simgesine dönüşür. Başlıktaki “Rosenrot” ise “gül kırmızısı” demektir; şarkının zarif görünen isteğiyle sert sonu arasındaki çelişkiyi tek kelimede taşır.