Suitcase kelimesi 'bavul' anlamına gelir. Bu şarkıda, Lana Del Rey'in Paris'e bir bavulla gitmesi, bir yolculuğa çıkışını ve hayatında yeni bir sayfa açma isteğini sembolize eder.
Bu kelime, şarkının ana teması olan kaçış, değişim ve kendini bulma yolculuğunu çok güzel özetler. Sadece bir eşya değil, aynı zamanda bir hikayenin başlangıcıdır.
Lana Del Rey'in bu rüya gibi şarkısı, hem fiziksel hem de duygusal bir yolculuğun hikayesini anlatıyor. Şarkının kahramanı elinde bir valizle Paris'e, bir not defteriyle İspanya'ya ve arkadaşlarını görmek için Alabama'ya gidiyor. Bu sürekli hareket hali, bir arayışın ve huzursuzluğun sembolü. Şarkıda tekrarlanan "When you know, you know / It's time, it's time to go" (Bildiğin zaman, bilirsin / Gitme zamanı, gitme zamanı) sözleri, bazen ayrılma kararının mantıkla değil, tamamen içgüdüsel bir hisle alındığını vurguluyor.
Peki bu yolculuğun sebebi ne? Şarkı sözleri, kişinin kendini ait hissetmediği veya başkalarının gölgesinde kaldığı anlara işaret ediyor: "When everyone star's bright / Brighter than you are / It's time to go" (Herkesin yıldızı parlakken / Seninkinden daha parlakken / Gitme zamanıdır). Bu, kendi ışığını bulmak için yeni bir yola çıkma ihtiyacını anlatıyor. Ancak yolculuğun sonunda eve döndüğünde, her şeyin aynı kaldığını ama önemli bir kişinin orada olmadığını fark ediyor. Şarkı, insanın bazen ait olduğu yeri bulmak için ne kadar uzağa gitmesi gerektiğini ve bu arayışın sonunda kendini bulduğunu anlatan melankolik bir masal gibi.