Trouper kelimesi, özellikle tiyatro veya müzik dünyasında, zorluklara rağmen performans sergilemeye devam eden, deneyimli ve dayanıklı bir sanatçıyı ifade eder.
Şarkının adı olan "Super Trouper" ise bu deneyimli sanatçının sahnedeki ışıltılı ve göz kamaştırıcı halini vurgular. ABBA, bu kelimeyi kullanarak sahne hayatının zorluklarına rağmen parlamaya devam eden bir yıldızın hikayesini anlatır.
ABBA'nın "Super Trouper" şarkısı, sahne ışıklarının göz kamaştırıcı parıltısı altında bile hissedilen yalnızlığı ve bu yalnızlığı bir anlığına unutturan özel birinin varlığını anlatıyor. Şarkıcı, Glasgow'dan yaptığı bir telefon görüşmesinde her şeyden bıkmış, "All I do is eat and sleep and sing / Wishing every show was the last show" [Tek yaptığım yemek yemek, uyumak ve şarkı söylemek / Her gösterinin son gösteri olmasını dilemek] diyerek yorgunluğunu dile getiriyor.
Ancak, o özel kişinin kalabalıkta bir yerlerde olduğunu bilmek her şeyi değiştiriyor. "Tonight the Super Trouper beams are gonna blind me / But I won't feel blue / Like I always do / 'Cause somewhere in the crowd there's you" [Bu gece Super Trouper ışıkları beni kör edecek / Ama üzülmeyeceğim / Her zaman yaptığım gibi / Çünkü kalabalıkta bir yerlerde sen varsın] dizeleriyle, sahnedeki yalnızlığın ve yorgunluğun nasıl bir anda neşeye dönüştüğünü görüyoruz. Yirmi bin kişinin karşısında bile hissedilen o derin yalnızlık, sevilen birinin gelişiyle yerini "number one" [bir numara] olma hissine bırakıyor. Bu şarkı, sahne hayatının zorluklarına rağmen, gerçek mutluluğun ve canlılığın sevdiklerimizde bulunduğunu çok güzel bir şekilde anlatıyor.