Pendulum kelimesi 'sarkaç' anlamına gelir. Genellikle bir saatin veya metronomun sallanan kısmını ifade eder ve zamanın geçişini sembolize eder.
Şarkıda, Linkin Park bu kelimeyi zamanın akıp gidişini ve hayatın geçiciliğini vurgulamak için kullanır: "Watch it fly by as the pendulum swings" (Sarkaç sallanırken zamanın uçup gittiğini izle). Bu, dinleyicilere zamanın değerini hatırlatan güçlü ve akılda kalıcı bir imgedir.
Amerikalı rock grubu Linkin Park'ın en bilinen şarkılarından biri olan "In The End", zamanın ellerimizden kayıp gidişini ve ne kadar çabalarsan çabala bazı şeylerin yine de ters gitmesini yüzümüze açıkça söylüyor. Şarkı, bir saatin sarkacı gibi akıp giden saniyelerle başlıyor: "Watch it fly by as the pendulum swings" (Sarkaç sallandıkça zamanın uçup gidişini izle). Mike Shinoda'nın rap kısımlarında, karşısındakine duyduğu güvenin boşa çıktığını ve kendisine bir eşya gibi davranıldığını duyuyoruz: "Acting like I was part of your property" (Sanki senin bir malınmışım gibi davranıyordun). Buradaki "property" sözcüğü doğrudan mülk, eşya demektir; yani karşı tarafın onu insan yerine koymadığını çok sert bir dille özetliyor.
İşin en can alıcı kısmı ise nakaratta Chester Bennington'ın feryat ettiği o meşhur dize: "I tried so hard and got so far, but in the end it doesn't even matter" (Çok çabaladım ve çok yol katettim, ama sonunda hiçbir önemi kalmadı). Türkçe öğrenirken de çok işine yarayacak bir kalıp bu: "In the end", Türkçede tam olarak "sonunda" veya "en nihayetinde" anlamına gelir. Şarkı bir yandan kaybetmeyi anlatıyor ama diğer yandan içini döküp rahatlayan birinin dürüstlüğünü taşıyor. Bütün o çabaya rağmen her şey çöktüğünde bile oturup o tecrübeyi hafızaya kazımaktan başka yapacak bir şey kalmıyor.