Unendlichkeit kelimesi 'sonsuzluk' anlamına gelir. Bu, günlük konuşmada sıkça rastlanmayan, ancak derin ve etkileyici bir kelimedir.
Şarkıda, "Noch tausendmal durch die Unendlichkeit" (Binlerce kez daha sonsuzluğun içinden) dizesinde kullanılarak, aşkın ve bağlılığın zaman ve mekanın ötesine geçtiği vurgulanır. Bu kelime, şarkının romantik ve epik atmosferini güçlendirerek dinleyicide kalıcı bir etki bırakır.
Tokio Hotel’in Almanca şarkısı “1000 Meere”, gece boyunca birbirinden uzak kalan iki kişinin yeniden buluşma umudunu anlatıyor. Başlangıçta sokaklar boş, rüzgâr soğuk ve dünya donmuş gibi: “Die Straßen leer” [Sokaklar boş] ve “Die Welt erstarrt, die Sonne ist erfroren” [Dünya dondu, güneş buz kesti]. Anlatıcı, sevdiği kişinin fotoğrafını içinde taşıyor ve ona dönmek için “über tausend Meere” [bin denizin üzerinden] geçmeye hazır. Buradaki “bin deniz”, aşılması gereken uzaklığın ve zorluğun şiirsel bir ifadesi gibi duruyor. Yol kolay değil, hatta “tausend dunkle Jahre ohne Zeit” [zamansız bin karanlık yıl] kadar uzun geliyor. Yine de iki kişi birbirlerine güvenmelerini söylüyor: “Vertrau mir” [Bana güven].
Şarkının en güzel tarafı, umudu büyük ve biraz da abartılı görüntülerle kurması: Bin yıldız geçiyor, iki kalp gecenin içinden atmaya devam ediyor ve sonunda özgürlük bekliyor. İkisini yalnızca kendilerinin bildiği bir yerin hayali bir arada tutuyor. “Lass dich zu mir treiben / Ich lass mich zu dir treiben” [Bana doğru sürüklenmene izin ver / Ben de sana doğru sürükleniyorum] sözleri, artık yolu zorla açmak yerine birbirlerine doğru akmayı anlatıyor. “1000 Meere” bu yüzden yalnızca bir yolculuk şarkısı değil; mesafe ne kadar büyük görünürse görünsün, ortak inancı kaybetmeyen iki kişinin birbirine ulaşma sözü.