Bohemio, geleneksel kurallara bağlı kalmadan sanatla, romantizmle ve özgür bir yaşam tarzıyla yaşayan kişi anlamına gelir. Türkçede “bohem” olarak da kullanılan bu kelime, sıradan bir “âşık”tan daha şiirsel ve karakterli bir imaj yaratır.
Şarkıda Romeo kendisini “loco, amante y bohemio” yani “deli, âşık ve bohem” olarak tanımlar. Böylece sevdiği kişiye serenat yapan, şiirler yazan ve tutkusunun peşinden giden romantik bir karakter çizer.
Romeo Santos’un “7 Días” şarkısında anlatıcı, sevdiği kişiyi balkonuna çıkmaya çağıran, aşk yüzünden ayakkabısız, hüzünlü ve sarhoş bir âşık olarak karşımıza çıkıyor. “Cariñito no seas mala” [Tatlım, kötü olma] diye yalvarıyor ve “He venido aquí descalzo” [Buraya ayakkabısız geldim] diyerek romantik olduğu kadar biraz da komik bir görüntü çiziyor. Ona üç bachata yazdığını, kendini “loco, amante y bohemio” [deli, âşık ve bohem] bir “Romeo moderno” [modern Romeo] olarak gördüğünü söylüyor. Hatta tutuklanırsa kendisine veda öpücüğü göndermesini istiyor. Bu anlatıcı kesinlikle sakin ve ölçülü biri değil, aşkını büyük sözlerle ve teatral hareketlerle yaşayan bir baştan çıkarıcı.
Şarkının eğlenceli fikri şu: Aşk için sadece yedi gün yeterli. Pazar günü baştan çıkarma oyunu başlıyor, pazartesi ikisi baş başa bir gece geçiriyor, salı günü Paris’te sevgili oluyorlar, çarşamba günü onun kendisini gerçekten sevmesini bekliyor. Perşembe diz çöküp yüzük veriyor, cuma evleniyorlar, cumartesi ise balayına çıkıyorlar. “Dame siete días, intento regalarte el cielo” [Bana yedi gün ver, sana gökyüzünü hediye etmeye çalışayım] sözü bu aceleciliği anlatıyor. “Boo” İngilizcede sevgiliye söylenen samimi bir hitap, “down on my knees” ise evlenme teklif ederken diz çökmek demek. Anlatıcıya göre aşkın ne kadar hızlı başladığı önemli değil: Bir hafta, duygularını kanıtlamak için yeterli. Fikir biraz abartılı, hatta komik, ama bachata söyleyen bu modern Romeo planından son derece emin.