Захлинутися kelimesi 'boğulmak' veya 'nefessiz kalmak' anlamına gelir. Bu kelime, günlük dilde sıkça karşılaşılmayan, ancak şarkıya güçlü bir duygusal derinlik katan bir ifadedir.
Şarkıda, 'Не хотілось би так захлинутися на мілі' (Sığ sularda böyle boğulmak istemezdim) dizesiyle, hayatta kalma mücadelesini ve umutsuzluğu metaforik olarak anlatır. Bu, dinleyicinin dikkatini çeken ve şarkının ana temasına dair ipuçları veren etkileyici bir kelimedir.
Okean Elzy’nin “Той День (Toi Den)”, yani “O Gün”, şimdiki hayatın sıkıcılığından ve engellerinden kaçıp özgürce uçulan bir güne duyulan özlemi anlatıyor. Anlatıcı, “Не хотілось би так залишитися без моря” [Böyle denizsiz kalmak istemezdim] derken denizi yalnızca bir manzara gibi değil, ulaşılması gereken geniş bir özgürlük alanı gibi düşünüyor. “Заповітні ‘якби’” [İçten gelen “ya şöyle olsaydı”lar] insanı hayal kurmaya çağırıyor, ama “буденні ‘але’” [gündelik “ama”lar] denize gitmesini engelliyor. Gece tehlikeli, gündüz ilgisiz; taşlar uçuşuyor ve içlerinden tohumlar filizleniyor. Bu görüntü hem sert hem de tuhaf biçimde umutlu: en sert şeyin içinden bile yeni bir şey çıkabiliyor.
Nakaratta anlatıcı bir kâğıt istiyor: “Я намалюю той день, де літаю” [Uçtuğum o günü çizeceğim]. Sonra şarkı söyleyen, gökyüzünde bir martı gören ve “Я в небі, не в болоті” [Ben gökyüzündeyim, bataklıkta değilim] diyen birine dönüşüyor. Buradaki “той день”, yani “o gün”, henüz yaşanmamış ama zihinde çizilebilen bir kaçış anı. “Дайте знайти мені нові слова” [Yeni kelimeler bulmama izin verin] sözü de önemli: Anlatıcı yalnızca bulunduğu yerden çıkmak değil, yaşadıklarını anlatacak yeni bir dil bulmak istiyor. “Дайте, дайте до дна!” [Verin, verin, dibine kadar!] ise şarkıya aceleci ve biraz da çılgın bir enerji katıyor. Sonundaki “о мамо” [ah anne] hitabı, bu büyük özgürlük hayalinin içinde hâlâ tanıdık ve insani bir ses olduğunu hatırlatıyor.