Hundradels sekund kelime öbeği, tam anlamıyla "saniyenin yüzde biri" demektir. Bu, günlük konuşmada sıkça rastlanmayan, ancak şarkının temasıyla çok iyi örtüşen ilginç bir ifadedir.
Şarkıda, kararların ne kadar hızlı alındığını ve hayatın bir anda nasıl değişebileceğini vurgulamak için kullanılmıştır. "Jag behövde en hundradels sekund" (Saniyenin yüzde birine ihtiyacım vardı) dizesi, anlık bir kararın veya farkındalığın gücünü anlatır ve dinleyicide merak uyandırır.
Kent’in “Musik Non Stop” şarkısı, bir kararın yalnızca “yüzde bir saniye” içinde verilmesiyle başlayan tuhaf ve güzel bir özgürleşme anını anlatıyor. Anlatıcı kararını verdikten sonra sakinleşiyor; karşısındaki kişinin gülümsemesini görünce zihninde görüntüler beliriyor ve “Jag har hittat nånting vackert” [Güzel bir şey buldum] diyor. Buradaki nånting, konuşma dilindeki “bir şey” anlamına gelir. Ardından arkadaşlarına “Vänner, ser du vad jag ser” [Arkadaşlar, benim gördüğümü görüyor musunuz?] diye soruyor. Sanki herkesin fark etmediği bir güzelliği paylaşmaya çalışıyor.
Şarkının en eğlenceli fikri, iki kişinin dans ederken birbirine benzemesi: “Du är som jag när du dansar” [Dans ederken sen de benim gibisin]. Anlatıcı, daha önce hiç böyle biriyle karşılaşmadığını söylüyor ve müziğin “till slut”, yani “sonuna kadar”, durmadan çalmasını istiyor. İkinci bölümde işinden ayrılıp biraz güneş yakalamak için masasını ve sandalyesini evlerinin altındaki gece garajına taşıyor. Bu görüntü hem komik hem de özgür: gözlerini kapattığında karanlık bir garajda bile ışık görüyor. Sonra geçmişe dönüp gençleşmiş gibi hissediyor. Şarkı, büyük açıklamalar yerine karar, dans, gülümseme, ışık ve hiç bitmeyen müzikle dolu kısa sahneler kuruyor.