Misjudged kelimesi, bir şeyi veya bir durumu yanlış değerlendirmek, hatalı bir yargıya varmak anlamına gelir. Bu, genellikle bir kişinin niyetlerini, yeteneklerini veya bir durumun ciddiyetini yanlış anlaması durumunda kullanılır.
Şarkıda, ana karakter ilişkisini ve partnerinin hislerini yanlış değerlendirdiğini itiraf ediyor. "Misjudged your limit, pushed you too far, took you for granted" (Sınırını yanlış değerlendirdim, seni çok zorladım, seni hafife aldım) dizeleriyle, yaptığı hataları ve bunun sonucunda partnerini kaybettiğini anlatıyor. Bu kelime, pişmanlık ve öz eleştiri temasını güçlü bir şekilde vurgular.
İngiliz rock grubu The Cure'un bu ikonik şarkısı, adını aldığı o meşhur sözle başlıyor: "Boys don't cry" yani "Erkekler ağlamaz". Peki gerçekten öyle mi? Şarkı, tam da bu fikre meydan okuyor. Anlatıcımız, ilişkisinde büyük bir hata yapmış ve sevgilisini kaybetmiştir. Pişmanlıktan içi kan ağlasa da, "erkek adamın" ağlamaması, üzüntüsünü belli etmemesi gerektiği yönündeki toplumsal baskı yüzünden gerçek duygularını saklamak zorunda kalır. Özür dilemek, yalvarmak istese de artık çok geç olduğunu düşünür.
Bu yüzden ne mi yapar? Üzüntüsünü yalanlarla ve sahte bir kahkahayla örtmeye çalışır. Dışarıdan her şey yolundaymış gibi görünse de, içten içe gözyaşlarını saklamaktadır. Şarkı, erkeklerin duygularını bastırmaya zorlanmasının ne kadar acı verici olabileceğini ve bunun iletişimi nasıl imkansız hale getirdiğini güçlü bir şekilde anlatır. Kısacası bu şarkı, pişmanlık ve ifade edilemeyen duygular üzerine yazılmış dokunaklı bir eserdir.