Chasing time ifadesi, zamanı yakalamaya çalışmak veya zamanla yarışmak anlamına gelir. Genellikle bir şeyleri yetiştirmeye çalışırken veya geçmişe özlem duyarken kullanılır.
Bu şarkıda James Blunt, geçmişte yalnız bir adam olarak öleceğini düşündüğünü ve şimdi sadece zamanı kovaladığını söylüyor. Bu ifade, onun hayatındaki değişimi ve zamanın akışına karşı hissettiği duyguyu güzel bir şekilde yansıtıyor.
James Blunt'ın "High" şarkısı, aşık olmanın getirdiği o inanılmaz yükselişi ve hayatı değiştiren etkiyi anlatıyor. Şarkı, daha önce yalnız ve sonsuz bir gecede kaybolmuş hisseden birinin, sevdiği kişiyle tanıştıktan sonra nasıl yeniden doğduğunu, adeta yıldızların arasında koştuğunu dile getiriyor.
Şarkının sözleri, "Beautiful dawn / Lights up the shore for me" [Güzel şafak / Benim için kıyıyı aydınlatıyor] gibi ifadelerle bu yeni başlangıcı ve aydınlığı çok güzel betimliyor. Sevdiği kişiyle uyanmanın dünyadaki en güzel şey olduğunu söylüyor ve bu aşkın onu nasıl "high" [yükseklerde] hissettirdiğini, yıldızlar arasında çılgınca koştuğunu anlatıyor. Hatta, "Sometimes / It's hard to believe you remember me" [Bazen / Beni hatırladığına inanmak zor] diyerek bu büyük değişime kendisinin bile şaşırdığını gösteriyor. Geleceğe dair de bir umut var: "Promise me tomorrow starts with you" [Bana söz ver yarın seninle başlar] diyerek bu aşkın sonsuza dek sürmesini istiyor.