송곳니 [songgotni], "köpek dişi" veya "sivri diş" anlamına gelir. Günlük şarkı sözlerinde sık rastlanmayan, güçlü ve akılda kalıcı bir kelimedir.
ENHYPEN, "내 하얀 송곳니" [nae hayan songgotni] yani "benim beyaz sivri dişlerim" diyerek vampirleri çağrıştıran karanlık ve gizemli bir imge yaratıyor. Bu ifade grubun fantastik konseptiyle uyumlu ve şarkıdaki dönüşüm, güç ve iki dünya arasındaki geçiş temasını vurguluyor.
ENHYPEN’in “Given-Taken” şarkısı, hayatın ilk gününde ışığa çıkan ama bu ışık yüzünden gözleri kapanan bir anlatıcının hikâyesini kuruyor. “첫날의 아침” [ilk günün sabahı] ve “태양의 눈빛” [güneşin bakışı] ile başlayan bu yolculukta ışık hem umut hem de yakıcı bir güç: anlatıcı “그 빛은 날 불태웠지” [o ışık beni yaktı] derken aynı zamanda “그 빛은 나의 눈 가렸지” [o ışık gözlerimi kapattı] diye ekliyor. Yıldızlar, aylar ve sorularla dolu karanlık bir ormanda dolaşırken uzaktaki ışığı izliyor; onu çağıran bir sesin peşinden, iki dünya arasındaki ince çizgiyi geçmeye hazırlanıyor. Buradaki “given or taken” [verilmiş mi, alınmış mı] sorusu çok önemli: Sahip olduğu şeyler ona mı verildi, yoksa onları kendi gücüyle mi kazandı?
Şarkının anlatıcısı kuşkulara rağmen ilerliyor. “내 뒤엔 수천 개의 의심” [ardımda binlerce şüphe var] ve “내 뒤엔 수만 개의 불신” [ardımda on binlerce güvensizlik var] sözleri, onun üzerinde duran baskıyı açıkça söylüyor. Buna karşılık “운명의 화살 비” [kaderin ok yağmuru] içinden geçiyor, göğe adım atıyor ve dünyayı tersine çevireceğini ilan ediyor. Kırmızı gözler, beyaz sivri dişler, taçtaki kırmızı kan ve yeni dünyaya uzanan el, anlatıcıyı hem kararlı hem de tehditkâr gösteriyor. En akılda kalan görüntü ise iki dünyayı bağlamak için birine doğru yürümeye devam etmesi: burada ilerlemek, yalnızca bir hedefe ulaşmak değil, şüphe ile inanç, verilmek ile kazanmak arasındaki kendi sınırını aşmak demek.