Unendlichkeit kelimesi 'sonsuzluk' anlamına gelir. Bu, günlük konuşmada sıkça rastlanmayan, derin ve felsefi bir kelimedir.
Şarkıda, "Umsorgt von der Unendlichkeit des Augenblicks" (Anın sonsuzluğu tarafından kuşatılmış) ifadesiyle, bir anın ne kadar yoğun ve kalıcı olabileceği vurgulanıyor. Bu kelime, şarkının hüzünlü ve dramatik atmosferine katkıda bulunarak, aşkın ve kaybın zamandan bağımsızlığını anlatıyor.
Eisblume'den "Louise" şarkısı, genç bir aşkın trajik hikayesini anlatıyor. Şarkı, birbirine aşık, neredeyse çocuk denecek kadar genç iki sevgiliyi konu alıyor. "Eternity away and yet so close" [Ewigkeit entfernt und doch so nah] dizesi, onların aşkının hem sonsuz hem de çok yakın olduğunu vurguluyor.
Şarkı, denizde yaşanan gizemli ve üzücü bir olaya odaklanıyor. "Niemand wird verstehn Was dann am Meer geschah" [Kimse anlamayacak O zaman denizde ne olduğunu] sözleri, bu olayın derin bir sır perdesiyle örtülü olduğunu gösteriyor. Şarkının kahramanı, sevgilisi Louise'i o kadar güzel buluyor ki, "Die Rosen wollen verblühn wenn sie dich sehn" [Güller seni görünce solmak ister] diyor. Ancak bu güzelliğin ardında bir trajedi yatıyor. "Nur ohne dich wird unsere Liebe währn" [Sadece sensiz aşkımız sürecek] dizesi, aşklarının ancak ayrılıkla var olabileceği gibi acı bir gerçeği ifade ediyor. Zaman akıp giderken, bir gölge yaklaşıyor ve Louise'i alıp götürüyor. "Löscht deine Schritte Nimmt dich mit Dich fort" [Adımlarını siler Seni alır Götürür] sözleri, Louise'in kayboluşunu anlatıyor. Şarkının kahramanı, Louise'i kaybetmekten dolayı kendini suçlu hissediyor ve "Vergib mir nicht" [Beni affetme] diyor. Ancak aynı zamanda Louise'in onu terk etmediğini de belirtiyor: "Ich ließ dich gehen Doch du verlässt mich nicht" [Gitmana izin verdim Ama sen beni terk etmiyorsun]. Dalgaların onları yutmasıyla, "Wellen über mir Greifen nach uns voller Gier" [Üzerimdeki dalgalar Bize açgözlülükle uzanır] dizesi, sonun geldiğini gösteriyor. Şarkı, kahramanın gözyaşlarıyla Louise'i örttüğü ve sonsuza dek birlikte oldukları bir sonla bitiyor: "Mit meinen Tränen decken wir uns zu Ich und du" [Gözyaşlarımla kendimizi örteriz Ben ve sen].