Eisblumen kelimesi, kelimenin tam anlamıyla "buz çiçekleri" anlamına gelir. Bu, soğuk havalarda camlarda oluşan donmuş desenleri ifade eden oldukça şiirsel ve görsel bir kelimedir.
Şarkıda, grup kendilerini bu buz çiçeklerine benzetiyor. Gündüzün parlaklığından ziyade gecenin karanlığında açan, kırılgan ama büyüleyici güzelliklerini vurguluyorlar. Bu kelime, şarkının melankolik ve gotik atmosferini mükemmel bir şekilde yansıtıyor ve dinleyicinin hayal gücünü harekete geçiriyor.
Eisblume'nin "Eisblumen" şarkısı, gecenin ve karanlığın güzelliğini kutlayan, adeta bir marş gibi! Şarkı, günün şehirden hızla kaçışını ve gölgelerin şehri ele geçirişini anlatarak başlıyor. "Der Tag flieht eilig aus der Stadt / Sie trinkt sich an den Schatten satt" [Gün şehirden aceleyle kaçar / Gölgelere doyar] dizeleriyle, karanlığın gelişiyle birlikte her şeyin değiştiğini hissediyoruz.
Şarkının ana fikri, gecenin getirdiği o soluk güzellik. "Die Bleichheit die von unseren Wangen schneit / Macht uns wie Engel schön" [Yanaklarımızdan yağan solgunluk / Bizi melekler gibi güzel yapar] derken, karanlığın insanları nasıl farklı bir güzelliğe bürüdüğünü görüyoruz. Onlar kendilerini "Eisblumen" [Buz Çiçekleri] olarak tanımlıyorlar ve "Wir blühen in der Nacht / Viel zu schön für den Tag" [Biz gece açarız / Gündüz için çok güzeliz] diyerek, gündüzün parlaklığına ve sertliğine uymadıklarını, asıl güzelliklerinin gece ortaya çıktığını söylüyorlar. Kısacası, bu şarkı karanlığın ve gizemin çekiciliğini, gecenin getirdiği o eşsiz ve soğuk güzelliği kutluyor.