Velvet kelimesi "kadife" anlamına gelir. Bu, günlük şarkılarda sıkça rastlamadığımız, dokusuyla ve hissiyle öne çıkan bir kelimedir.
Şarkıda, "Made of velvet / Then turn the lights down low" (Kadifeden yapılmış / Sonra ışıkları kıs) dizelerinde, kadife hem lüks ve yumuşak bir dokunuşu hem de gizemli ve şehvetli bir atmosferi çağrıştırıyor. Bu kelime, şarkının genelindeki tutkulu ve baştan çıkarıcı temayı güçlendiriyor.
İtalyan rock grubu Måneskin'den "THE DRIVER" ile kemerlerinizi bağlayın! Bu şarkı, adeta bir hız treni gibi, tutkulu ve tehlikeli bir ilişkinin en derinlerine iniyor. Şarkıcı, partnerine tam bir teslimiyet ve kontrolü aynı anda sunuyor. Bir an "If there's nowhere to go and you wanna go wild / I wanna be the driver" (Gidecek bir yer yoksa ve çılgınlaşmak istiyorsan / Sürücü ben olmak istiyorum) diyerek direksiyona geçmek istiyor, bir sonraki an ise "Make me helpless / Tie me down" (Beni çaresiz bırak / Bağla beni) diyerek tamamen kontrolü bırakmaya hazır olduğunu söylüyor.
Şarkı boyunca bu güç oyunu devam ediyor. Şarkıcı, partnerinin her arzusunu bir üst seviyeye taşımayı vaat ediyor: "If you're gonna set fire to the night / Baby, let me be the lighter" (Geceyi ateşe vereceksen / Bebeğim, bırak çakmak ben olayım). Sözlerdeki bu yoğunluk, Måneskin'in enerjisiyle birleşince ortaya hem kışkırtıcı hem de karşı konulmaz bir rock marşı çıkıyor. Bu, her şeyin sonuna kadar yaşandığı, sınırların olmadığı bir aşkın hikayesi.