Crisálidas kelimesi 'krizalitler' anlamına gelir. Bu, kelebeklerin pupa evresini ifade eden, günlük dilde pek sık rastlanmayan, oldukça özel bir kelimedir.
Şarkıda, iki tırtılın kelebeğe dönüşme sürecini ve bu dönüşümün getirdiği ayrılığı ve yeni başlangıçları anlatmak için kullanılmıştır. "Vienen milagros, vienen crisálidas" (Mucizeler geliyor, krizalitler geliyor) ve "rompiendo crisálidas" (krizalitleri kırarak) ifadeleri, değişimin ve büyümenin kaçınılmazlığını ve güzelliğini vurgular. Bu kelime, şarkının ana temasını ve metaforunu çok güzel bir şekilde özetler.
Kolombiyalı sanatçı Sebastián Yatra’nın söylediği “Dos Oruguitas”, birbirine sarılarak değişen dünyada ilerleyen iki tırtılın hikâyesini anlatıyor. Oruguita İspanyolcada “küçük tırtıl” demek. “Dos oruguitas enamoradas” [Âşık iki küçük tırtıl] açlıklarına rağmen geceleri ve sabahın erken saatlerinde yol alıyor. Birbirlerinden ayrılmak istemiyor, hatta “Dos oruguitas paran el viento” [İki küçük tırtıl rüzgârı durduruyor] denecek kadar sıkı sarılıyorlar. Fakat şarkı, büyümenin bazen ayrılmayı gerektirdiğini de açıkça söylüyor: “Hay que crecer aparte y volver” [Ayrı büyümek ve sonra geri dönmek gerekir]. Crisálida, yani koza ya da pupa, tırtılın kelebek olmadan önce saklandığı evreyi anlatır.
Şarkının sonunda bu masal, Encanto’daki aile konuşmasına dönüşüyor. Abuela, ailesini korumak için her şeyi kaybettiğini; Mirabel ise büyükannesinin “evini kaybettiğini ve tek başına çok acı çektiğini” fark ediyor. “I was given a miracle” [Bana bir mucize verildi] sözündeki miracle, ailenin sahip olduğu özel mucizeyi anlatıyor. Abuela, Pedro’dan yardım istediğini ve Pedro’nun ona Mirabel’i gönderdiğini söylüyor. Böylece tırtıllar kelebeğe dönüşür: “Hay que volar, hay que encontrar su propio futuro” [Uçmak, kendi geleceğini bulmak gerekir]. Şarkıdaki ayrılık, sevgiden vazgeçmek değil; büyüyüp kendi yoluna gitmek ve sonra birbirine yeniden dönebilmektir.