Haiduc kelimesi, Osmanlı döneminde Balkanlar'da faaliyet gösteren, genellikle zenginlerden alıp fakirlere veren, bir nevi eşkıya veya halk kahramanı olarak bilinen kişileri ifade eder.
Şarkıda, "Alo, salut, sunt eu, un haiduc" (Merhaba, ben bir haydut) diyerek, şarkıcının kendisini bu romantik ve biraz da asi figürle özdeşleştirmesi, dinleyicide merak uyandırıyor. Bu kelime, şarkıya hem tarihi hem de kültürel bir derinlik katıyor ve sıradan bir aşk şarkısından daha fazlası olduğunu düşündürüyor.
O-Zone'dan "Dragostea Din Tei" şarkısı, unutulmaz nakaratıyla ve eğlenceli sözleriyle içimizi ısıtan bir şarkı! Şarkı, bir ayrılık hikayesini anlatıyor gibi görünse de, aslında daha çok bir kişinin diğerine olan bağlılığını ve onu kaybetmek istemeyişini dile getiriyor.
Şarkının kahramanı kendini bazen bir haiduk [haydut], bazen de Picasso olarak tanıtıyor ve sevdiği kişiye sürekli telefon açıp ona olan hislerini anlatıyor. "Alo, salut, sunt eu, un haiduc / Și te rog, iubirea mea, primește fericirea" [Alo, merhaba, benim, bir haydut / Ve lütfen, aşkım, mutluluğu kabul et] derken, aslında ona mutluluk getirmek istediğini söylüyor. Sevdiği kişi gitmek istese de, kahramanımız onu bırakmak istemiyor: "Vrei să pleci dar nu mă, nu mă iei" [Gitmek istiyorsun ama beni almıyorsun]. Ihlamur ağacındaki aşk ve sevgilisinin yüzü, onun gözlerini hatırlatıyor ve bu da onu daha da bağlı kılıyor. Şarkı, neşeli ritmiyle bu hüzünlü temayı bile dans ettiriyor!