Duna, Türkçede “kumul” anlamına gelir; rüzgârın biriktirdiği kum tepesini ifade eden şiirsel ve alışılmadık bir kelimedir.
Şarkıda sanatçı kendisini “yağmur, ayda kan, toprak, tuz ve kumuldan oluşan bir kadın” olarak tanımlar. Bu imge, onun doğayla ve dayanıklılıkla bütünleşmiş, güçlü ve özgür kimliğini anlatır.
Lido Pimienta bu şarkıda her şeyini verip elinde hiçbir şey kalmayan birini anlatıyor. Dizeler, yaşadığı, çektiği, öğrendiği ve beklediği şeyleri tek tek sayıyor ve her seferinde aynı kuru sonuca varıyor: "ya no me queda nada" (artık hiçbir şeyim kalmadı).
Yine de bu bir pes etme şarkısı değil. Nakaratta kendini "mujer de lluvia, de sangre en luna" (yağmurun, kanlı ayın kadını) diye tanımlıyor ve ölümden korkmadığını söylüyor. Onu "de frente y sonriente" (yüz yüze ve gülümseyerek) bekliyor. Acıyı içinde taşıyor ama bu acı onu küçültmüyor; şarkıyı güçlü kılan da kayıpla gururun bu karışımı.