Bock haben auf Almancada günlük ve argo bir ifadedir; “bir şeyi canı istemek” veya “bir şeye hevesi olmak” anlamına gelir. Şarkıda “Sie hat Bock auf Shopping”, yani “Alışveriş yapmaya canı istiyor” denir; buradaki Bock kelimesi kelimesi kelimesine “keçi” anlamına gelse de bu bağlamda hayvanla ilgisi yoktur.
CRO’nun “Bye Bye” şarkısı, trende birbirinden hoşlanan ama tek kelime bile edemeyen iki yabancının kaçırdığı fırsatı anlatıyor. Güzel ve sıcak bir günde, eve trenle dönen erkek pencereden dışarı bakarken bir kadın vagona biniyor. Kadın yanına oturunca içinden “Wenn nicht jetzt, wann?” [Şimdi değilse ne zaman?] diye geçiriyor, ama heyecandan dili tutuluyor: “Mein Kopf ist voller Wörter, doch es kommt nichts raus” [Kafam kelimelerle dolu, ama ağzımdan hiçbir şey çıkmıyor]. “Irgendwas knockt mich aus” [Bir şey beni sersemletiyor] sözü, burada karşısındaki kişiden öyle etkilenmesini ve ne diyeceğini şaşırmasını anlatıyor. Kadın trenden inerken söylediği “Bye bye, meine Liebe des Lebens” [Hoşça kal, hayatımın aşkı] biraz komik, biraz da fazla iddialı geliyor, çünkü ikisi daha doğru dürüst tanışamadan ayrılıyor.
Sonra hikâye aynı yolculuğu kadının gözünden gösteriyor. Alışveriş için şehre giden kadın, hoş bulduğu adamın yanına özellikle oturuyor ve bu kez onun konuşmasını bekliyor. Almancadaki “Bock haben” burada bir şeyi çok istemek, “Sprich mich an” ise “Benimle konuş” demek. Yani ikisi de aynı anda aynı şeyi düşünüyor, ikisi de kalp atışlarını duyuyor, ama ikisi de ilk adımı karşı taraftan bekliyor. Tren duruyor, biri iniyor ve ihtimal kapanıyor. Şarkının “Kann schon sein, dass man sich im Leben zweimal begegnet, doch es beim zweiten Mal dann einfach zu spät ist” [Hayatta insan birbiriyle iki kez karşılaşabilir, ama ikinci sefer artık çok geç olabilir] sözü de bu kaçırılmış anı acı bir espri gibi noktalamış oluyor.