Frown kelimesi, memnuniyetsizlik, endişe veya düşünceli olma gibi duyguları ifade etmek için kaşları çatmak anlamına gelir. Genellikle olumsuz bir ruh halini veya mutsuzluğu yansıtır.
Şarkıda, "Nothing to do but frown" (Kaşlarını çatmaktan başka yapacak bir şey yok) ifadesiyle, yağmurlu ve kasvetli günlerde hissedilen çaresizliği ve can sıkıntısını çok güzel bir şekilde anlatıyor. Bu kelime, şarkının genel melankolik havasını ve yalnızlık temasını güçlendiriyor.
Bazı günler, özellikle de yağmurlu günler ve pazartesiler, insanın üzerine bir hüzün çökebilir. Carpenters'ın bu klasiği, tam da bu hissi anlatıyor. Şarkının anlatıcısı kendini 'yaşlanmış' ve 'ait değilmiş' gibi hissediyor, hatta bazen 'her şeyi bırakıp gitmek' istiyor. Etrafta amaçsızca dolaşıp somurtmaktan başka yapacak bir şey bulamayan, kendini 'yalnız bir palyaço' gibi hisseden birinin iç dünyasına tanıklık ediyoruz. Bu duruma eskiden 'the blues' denirmiş ve şarkıya göre, yağmurlu günler ve pazartesiler bu melankolik ruh halini tetiklemek için yeterli.
Ancak şarkı tamamen umutsuz değil. Bu hüzünlü anlarda bir çıkış yolu beliriyor: sevdiğin kişiyi bulmak. Anlatıcı, ne kadar kötü hissederse hissetsin, sonunda hep sevdiği kişinin yanında bulduğunu fark ediyor. 'Birinin beni sevdiğini bilmek güzel' dizesi, bu kasvetli ruh halinin ilacının sevgi ve bağ kurmak olduğunu gösteriyor. Hatta bu his o kadar tanıdık ki, üzerine konuşmaya bile gerek yok; sevilen kişiyle aralarında sessiz bir anlayış var. Kısacası, 'Rainy Days and Mondays' hüzünlü anlarda bile sığınabileceğimiz bir liman olduğunu ve sevginin iyileştirici gücünü hatırlatan sıcacık bir şarkı.